Yeni Yazım ; Ne Yapmalı Ne Etmeli !

Ne Yapmalı , Ne Etmeli !

Yeni Yazım ; ⤵️

Ne yapmalı?
Ne etmeli?

Hangisinden gelinirse gelinsin, hedef Gazi Koşusu ise yolun çok ama çok uzun olduğu; bu aşamada yapılan derin analizlerin büyük bölümünün boşa çıkabileceği gerçeğiyle kendi adıma yüzleştiğim bir süreç yaşıyorum.

Tek bir birincilikle Gazi Koşusu’na katılacak taylar var. Çime çıkmadan Gazi’ye gelecek olanlar var. Uzun mesafede kazanmadan 2400 metre koşacak olanlar var. Kısa mesafelerde fırtına gibi esip uzunlarda soru işaretleriyle Gazi’ye katılacak olanlar var. Her savaşa girip güzel mücadele etmesine rağmen katılamayacak taylar var. Hatta girdikleri yarışlarda başarısız olup sadece iki yaşındaki tek yarış performansıyla gündemde kalabilen taylar da var.

Kısacası oldukça geniş bir yelpazeden söz ediyoruz.

Hal böyleyken, bugün yapılan birçok analizin yarın boşa düşebileceğini düşünmek yanlış olmaz.

Tabii işin başka bir boyutu da var. Bu kadar belirsizlik içeren, bu kadar karmaşık denklemi bünyesinde barındıran bir yapının; daha doğrusu atçılığın mevcut zemininin ciddi sorunlarla boğuşup boğuşmadığını sorgulayabilir miyiz?

Bence sorgulayabiliriz !

Bu süreçte ortaya çıkan bir başka gerçek de, atçılık camiasına mensup bireylerin önemli bir kısmının handikap ve handikap puanı sisteminin mantığından habersiz olmasıdır. Sistemin yararlı mı zararlı mı, doğru mu yanlış mı olduğu ayrı ve uzun bir tartışma konusudur. Ancak yıllardır uygulanan bir sistemden bu kadar kopuk ve bilgisiz olunmasını görmek beni açıkçası şaşırtıyor.

Her yazımda belirttiğim gibi, bir kez daha ifade etmek istiyorum:

Camianın her kesiminden bireylerin katılacağı, geniş katılımlı bir ÇALIŞTAY artık elzem hale gelmiştir. Fikirler söylenmeli, öneriler sunulmalı, rakamlarla desteklenen anlatımlar yapılmalı ve bilgilendirme faaliyetleri mutlaka artırılmalıdır.

Aslında bunları yazıyoruz ama bazen bunun da bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu camiada “genç” ve “yazan” biriyseniz çoğu zaman dinlenmiyorsunuz. Konu bir anda tecrübe tartışmasına çekiliyor. Ya da düşüncelerinizin değer gördüğü, dinlenebildiği bir ortam oluştuğunda, o ortamdaki haberci kuşlar hemen devreye girip sizi ulaşabilecekleri kişilere şikâyet ederek kendi alanlarını ve ikballerini korumaya çalışıyorlar.

Gereksiz bir panik…

Çok da önemli değil, bırakalım yapsınlar.

Ancak unutulmamalıdır ki şikâyet kültürü, bir gün dönüp herkesin ayağına dolanabilecek ve herkesi tökezletebilecek bir zemine dönüşebilir.

Onur Öztürk

“YARIŞ RÜZGARI”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir